1976 yılıydı…
Gillette gibi dev bir tıraş bıçağı markasının tüm dünyada gösterilecek devasa reklam teklifini tereddütsüz reddeden Tarık Akan’ın kapısı, kısa bir süre sonra büyük bir otomobil firması tarafından çalındı. Cevap yine değişmedi: “Hayır.”
Ardından şampuan, diş macunu, bankalar ve sektörün öncü markalarından gelen astronomik rakamlı teklifler birbirini izledi. Fakat hepsinin aldığı yanıt aynı kararlılıkla “hayır” oldu. Herkesin hayallerini süsleyen bu servet değerindeki teklifleri gözünü bile kırpmadan geri çeviren Tarık Akan, ilkeli duruşunu o dönem verdiği bir röportajda şu sözlerle açıklıyordu:
“Bu teklifler bana Tarık Akan olduğum için yapılıyor. Peki, ben bu ismi kimden aldım? Sinema seyircisinden… Beni Tarık Akan yapan onlar. Şimdi bu ticari tekliflere ‘evet’ dersem, onlardan aldığım bu ismi yine onlara satmış olurum. Hayatta her şey para demek değildir.”
(Ses Dergisi)
Yeşilçam’ın ve Türk sinemasının zirvesinde geçen 45 yıllık sanat yaşamı boyunca Tarık Akan, gelen sayısız reklam teklifinin tamamını elinin tersiyle itti; hiçbir markanın yüzü olmadı. Çizgisinden, sanat anlayışından ve halkına duyduğu saygıdan asla ödün vermedi.
Onun gibi onurlu, mesleğine ve dinleyicisine bu derece sadık bir sanatçı bir daha kolay gelmedi…
Aramızdan ayrılışının 10. yılında, Türk sinemasının unutulmaz ismi Tarık Akan’ı saygı, sevgi ve rahmetle anıyor; ailesine ve tüm sevenlerine sabırlar diliyoruz.

